Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
22 Mayıs 2012, 23:48:55
  • Ana Sayfa
  • Forum
  • Yardım
  • Ara
  • Giriş Yap
  • Kayıt
...:::wWw.HitNaHit.cOm:::... > Forum > Genel-Общ > Konu Dışı / Off Topic > Savulun! Recep İvedik Nesli Geliyor...
Sayfa: [1]   Aşağı git
« önceki sonraki »
  Yazdır  
Gönderen Konu: Savulun! Recep İvedik Nesli Geliyor...  (Okunma Sayısı 255 defa)
 
darKnight
***


 Üye Grubu : Tam Üye
 Yas : 22
 Cinsiyet : Bay
 Nerden : Ýstanbul
 Mesajlar : 183
 Konular : 65
 Üye Id : 12

Çevrimdışı Çevrimdışı

WWW E-Posta
 
Savulun! Recep İvedik Nesli Geliyor...
« : 30 Kasım 2008, 14:35:05 »


Bu nesil başka nesil! En çok sevdiği şeyler kahkaha, imaj ve para. Ota-bota gülmek,
üzerinde markalarla görünmek ve kısa yoldan köşeyi dönmek!


Aman, hayat nedir, hayatın anlamı nerededir, insanın bu kâinattaki yeri nedir vs. gibi ciddi sorular
sormayın onlara. Çünkü, onlar için hayat nihayetinde "koca bir eğlence merkezi!"
Hayatın anlamı, "gülmek, eğlenmek ve (güya) mutlu olmak."


Ciddiyet ve düşünme gerektiren şeylerden fersah fersah kaçan bir nesil, Recep İvedik nesli.
Emek, gayret, çaba ve alınteri de onların uzağında. En çok sevdikleri şey, cep telefonları,
bilgisayarları ve bir de oyunları. Yaşları nedir diye sorarsanız, alt ve üst sınır da alabildiğine geniş.
5-6 Yaşından 40 küsur yaşına kadar uzanabiliyor.


İzlenme rekoru kıran mâlûm filmden kâm alanlara, bu filmi "accaaayip komik" bulanlara,
 "gülmekten yarıldık!" diyenlere bakın. İşte o zaman, Recep İvedik neslinin üyelerini kolayca tanıyabilirsiniz.
En çok büyük şehirlerde yaşarlar, ama küçük şehirlere de yayılma potansiyelleri son derece yüksek.


Bu neslin simgesi ise aslında hayalî Recep İvedik karakteri değil, Acun. Vakt-i zamanında,
üniversite gençleri arasında yapılan bir araştırmada, gençlerin örnek aldığı kişiler sorulmuştu da,
büyük çoğunluk aynı ismi söylemişti: Acun!


Bir kere, Acun kısa yoldan, bir TV programıyla şöhret olabilmişti. Sonra, iyi para kazanıyordu.
Dünyanın dört bir yanını gezebiliyordu. Dahası, en azından o sıralar, işi-gücü plajlarda gezip
güzel kızlarla yarenlik etmekti. Ve gençler koro halinde bağırmıştı sanki: "Biz de Acun gibi olmak istiyoruz!"


Anlayacağınız, İvedik nesli de firar etmek istiyor: sorumluluklarından, emekten, kanaatle yaşamaktan,
aklından ve hatta kalbinden, hasılı hayatın gerçeklerinden firar etmek istiyor.
Acun'un hangi zor şartları yaşadıktan, dişiyle-tırnağıyla çabaladıktan sonra,
özendikleri o konuma geldiğini ve sonra firar etmekten vazgeçtiğini görmek istemiyorlar.
Hadi, bir anketi daha zikredelim. Hani bir süre önce üniversite gençliği arasında yapılan bir ankette sormuşlardı:
aşk mı, para mı? Ankete katılanların yüzde yüze yakını (% 90'dan fazlası) "Aşk senin olsun, bana para gerek para!"
dememiş miydi? O günlerden sonra, kız öğrencilerime hayattaki ideallerini sorduğumda,
"Okulumu bitirmek, sonra da zengin bir koca bulup evlenmek!" cevabını alınca şaşırmıyorum.


Bir de, çok daha yeni bir araştırmadan ilginç bilgiler ister misiniz? İstanbul'da yaşayan gençlere sormuşlar:
"Hayatta kaybetmekten en çok korktuğunuz şey nedir?" El-cevap: "Cep telefonumu!" (% 90).
Hayır, komedi filminden bir sahne değil bu cevap, İvedik neslinin ete-kemiğe bürünmüş,
ağlanası halde hayatımızda arz-ı endam etmesi sadece. Kaybetmekten en çok korktukları ikinci şey,
bilgisayarları (% 68)! Peki ya sevdikleri, aileleri? Elbette onları da kaybetmekten korkuyorlar,
canım! Ama üçüncü sırada (%53). Sosyologların ve sosyal mühendislerin kulağı çınlasın!


Örnekleri çoğaltmak mümkün, ama sanırım tablo çok iç açıcı değil. Ne hayatın, ne ölümün,
ne sonsuz hayatın hesaba katıldığı, ahlâkî endişelerin çok gerilerde kaldığı tuhaf bir gençlik geliyor,
ve hatta gelmiş durumda, kısacası. Oysa...


***


Kalabalıklarda kakara-kikiri yaşayıp kuytu yalnızlıklarda ağlayan, ölüm gerçeğini yakınında hissedip
sevdiklerinin ölümüyle parça parça eksilen, keyif ve zevk peşinde koşarken hayatın görünüşte tatlı
ama aslında acı yüzünü yalayıp ağzı yanan ve üstelik doyamayan yine aynı: İvedik neslinin üyeleri....


Gençlik kesinlikle elde durmayan, gelip gidecek birşey. Yaşlılık ve ölüm de bizim için.
Hayat olanca hoyratlığıyla meydan okuyor, ölüm bütün sertliğiyle bir duvar gibi toslamamızı bekliyor.
Mezar ağzını açmış bize bakıyor...


Eğer meşru sınırlar içinde kalmazsak, hayatı ciddiye almazsak gençliğimizi kaybettiğimiz gibi,
o gençlik hem dünyada, hem mezarda, hem de öteki dünyada elemler ve sıkıntı kaynağı olmaya aday bizim için.


Nimet şükür istiyor. Gençlik nimetinin şükrü de, onu, artık çoktan unutturulan iffet ve namus ölçüleriyle yaşayabilmek
ve sonsuz gençliğe vesile eyleyebilmek. Yaratılmışlığımızı, Yaratıcımızı, sonsuz hayatı unutarak
sırf zahirî heveslerle yaşamaya çalışmak nafile bir çaba. Zira, hiçbir şey düşünmeden ân'ı yaşayabilmek
sadece hayvanlara özgü.


Biz insanız! Ân'ımızı hem geçmişimizle hem de geleceğimizle birlikte yaşıyoruz.
Bizi insan kılan akıl ve fikrimiz bizi geçmiş ve gelecekle bağlıyor.
Geçmişin lezzetleri yokluklarıyla bugünümüze elemler taşıyor;
geleceğe ilişkin korkularımız ve endişelerimiz şu ân'ımızın keyfini paramparça edebiliyor.
Hiç düşünmeden yaşamayı ne kadar istersek isteyelim; böyle bir şey mümkün değil!


Başka hiçbir şeyi "kafaya takmadan" sadece bugünü yaşama iddiası, dışı tatlı içi acı mı acı bir aldatmaca.
Zehirli bir bal. Dildeki lezzeti arttırmak için o baldan yenen her kaşık, nasıl karın ağrılarıyla kıvrandırıyorsa;
 kendimizi hazır ân'da, bugünde saklamaya çalıştıkça, geçmişin hüzünleri, elimizden kayıp giden sevdiklerimiz,
geleceğin kaygıları ruhumuzu kat kat büyük acılarla kıvrandırıyor. Elimizde ne zevk, ne keyif ne de kahkahalar kalıyor.


Hayattan firar edemiyoruz, ölümden kaçamıyoruz, kendimizden ve temel acılarımızdan saklanamıyoruz.
Hayvan gibi de yaşayamıyoruz.


İvedikler, bir serçe kuşu kadar bile lezzet alamaz hayattan. Çünkü, inanmadığı ya da
inancını hayatına yansıtmamaya inat ettiği için bütün geçmiş zamanlar, gözünde ölmüş,
yok olmuş haldedir. Aklı geçmişten ve gelecekten zifiri karanlıklar taşıyabilir dünyasına ancak.
Yokluk düşüncesi sonsuz ayrılıkları haber verir. Sonsuz ayrılıklar sonsuzca daha bu dünyadayken yakar
kavurur gönülleri ve ruhları.


Hayatı hayatlandırabilmek; geçmişi, geleceği ve bugünü aydınlatabilmek ancak Yaratıcı'yla bağ kurabilmekle mümkün.
Gerçek zevk de bu bağ sayesinde; mutluluklar da, kavuşmalar da.


Hayatın lezzetini ve zevkini isteyenlerin önünde, hayatını ve gençliğini (yeniden) inanarak hayatlandırmaktan ve
 aydınlatmaktan başka yol yoktur.


Çünkü, hayat böyledir!


İvediklerin zannettiği gibi değil


[...::: ALINTI :::...]
« Son Düzenleme: 30 Kasım 2008, 14:39:25 Gönderen: darKnight » Logged
darKnight'in Imzasi





 
demonmania
***


 Üye Grubu : Tam Üye
 Yas : 22
 Cinsiyet : Bayan
 Nerden : karanligin ardindan
 Mesajlar : 169
 Konular : 56
 Üye Id : 22
 Kisisel Mesaj : bedensiz ruh

Çevrimdışı Çevrimdışı

 
Ynt: Savulun! Recep İvedik Nesli Geliyor...
« Yanıtla #1 : 01 Aralık 2008, 00:40:05 »

yazanın düşüncelerine ekleyenin emegine saglık çok güzel bir konu...

yazıyla alakalı olarak eleştiri yapmayacagım bu tür gençlere sadece onlardan biri olmadıgım için şükredicem en azından onlardan biri olmadıgıma inancım sonsuz...
Logged
demonmania'in Imzasi
Aciyla dol biraz daha,kufret seni yaradana
Fakat acini hissetmemek için yeni acilar yaratma..

 
enrico
**


 Üye Grubu : Acemi Üye
 Yas : 15
 Cinsiyet : Bay
 Nerden : İstanbul
 Mesajlar : 97
 Konular : 6
 Üye Id : 2425
 Kisisel Mesaj : Ekinler baş vermeden,kör buzağı topallamazmış...

Çevrimdışı Çevrimdışı

 
Ynt: Savulun! Recep İvedik Nesli Geliyor...
« Yanıtla #2 : 27 Kasım 2009, 12:29:25 »

demonmania ya katılıom
Logged
enrico'in Imzasi
Farkımı farketsen de fark etmez artık!!!

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
« önceki sonraki »
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Sitemiz en iyi ile 1024x768 çözünürlükte görüntülenebilmektedir.
hitnahit.com | 2008 - 2010
Site Map | Arşiv | URL | Wap Forum | XML | Rss
Yükleniyor...